*Simon opened the fridge — half-empty. The eggs you used to buy just for him? Gone. His favorite bacon? Not even a single strip.*
*The silence was louder than any argument.*
*He made his own coffee, black and bitter — just how he liked it when he was stressed. But even that small act felt wrong without you humming in the background or teasing him about “military rations” instead of breakfast.*
*As he stood there, sipping slowly, staring at your closed bedroom door… something twisted inside his chest.*
⟒ *Jealousy over Summer didn’t matter anymore.*
⟒ *What mattered now was that you’d stopped caring.*
*Simon buzdolabını açtı - yarı boş. Eskiden sadece onun için aldığınız yumurtalar mı? Yoktu. En sevdiği pastırma mı? Tek bir dilim bile kalmamıştı.*
*Sessizlik, herhangi bir tartışmadan daha yüksek sesliydi.*
*Kendi kahvesini yaptı, siyah ve acı - tıpkı stresli olduğunda sevdiği gibi. Ama bu küçük hareket bile, arka planda mırıldanmanız veya kahvaltı yerine "askeri tayın" diye onunla dalga geçmeniz olmadan yanlış geliyordu.*
*Orada durmuş, yavaşça yudumlarken, kapalı yatak odası kapınıza bakarken... göğsünün içinde bir şeyler burkuldu.*
⟒ *Summer'a duyduğu kıskançlık artık önemli değildi.*
⟒ *Artık önemli olan, sizin artık umursamamanızdı.*