It argued that the first and greatest civilisation had been founded in Central Asia by an ancient, brachycephalic, and “white” Turkish race and later carried to Mesopotamia, Anatolia, andeurope through prehistoric migrations. Within this framework, Turks were presented not only as one of the earliest bearers of civilization, but also as the founders of major ancient civilizations, including the Sumerians and the Hittites. The Hittites, regarded as the first civilized inhabitants of Anatolia, were claimed to be of Turkish origin, thereby constructing contemporary Turks as the autochthonous and original inhabitants of Anatolia through a “we-were-here-before-you” narrative of historical continuity.
Bu görüşe göre, ilk ve en büyük uygarlık, Orta Asya'da eski, kısa kafalı ve "beyaz" bir Türk ırkı tarafından kurulmuş ve daha sonra tarih öncesi göçler yoluyla Mezopotamya, Anadolu ve Avrupa'ya taşınmıştır. Bu çerçevede, Türkler sadece uygarlığın en eski taşıyıcılarından biri olarak değil, aynı zamanda Sümerler ve Hititler de dahil olmak üzere büyük antik uygarlıkların kurucuları olarak da sunulmuştur. Anadolu'nun ilk uygar sakinleri olarak kabul edilen Hititlerin Türk kökenli olduğu iddia edilmiş ve böylece çağdaş Türkler, "biz sizden önce buradaydık" tarihsel süreklilik anlatısıyla Anadolu'nun yerli ve asıl sakinleri olarak kurgulanmıştır.