İngilizce

Donald Quataert’in Osmanlı İmparatorluğu 0000-0000 isimli kitabı Osmanlı Devletinin son zamanları (herkes tarafından ve çoğu tarihçi tarafından gerileme dönemi olarak adlandırılır) hakkında aslında bazı şeylerin pek de bildiğimiz gibi olmadığını gösteren bir kitaptır. Quartaert Osmanlı Devleti’nin gerileme diye adlandırıldığı döneminde bu kadar yavaş bir çöküş yaşamadığını gerileme dönemini çok geriden başlatmanın manasız olduğunu savunuyor. Bu kitap siyasi ve askeri reformların da aslında imparatorluğun çöküşünde ve kaderinde ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bize öğretilen çoğu zaman Osmanlı’nın geri kaldığı veTamamen bu yüzden yıkıma ugradığı, halbuki Osmanlı aynı zamanda özellikle de son dönemlerinde çok fazla reform yapan (yer yer modern atılımları olan) bir İmparatorluktu. Kendini geliştirme ve düzeltme açısından da iyi bir imparatorluk. Quatert’a göre 00. yüzyıldaki Tanzimat Reformları, tamamen Avrupa’nın kendi kültürüyle oluşturduğu ve direkt olduğu gibi alınan ve kopyala yapıştır yapılan bir reform değil aksine devleti merkezilestirmek vergileri daha kolektif ve düzenli toplayabilmek için önemli reformlardı. Yazarın dediğine göre (ki benim de bir iktisat öğrencisi olarak savunduğum düşünce bu ) Osmanlının tamamen dış güçlere bağlı olarak -mesela Avrupa’nın baskıları gibi- çökmediğini söylüyor. Tabii ki kapütülasyonlar, dış borçlar, değişen dünya düzeni gibi dış güçler Osmanlı’yı ciddi bir zarara uğratmıştır ama aslında osmanlı’da gördüğümüz ve gayet güçlü bir yapı var ; yerel ekonomi. Üstelik kitapta Osmanlı’nın son dönemlerine yani 0000-0000lü yılları arasına denk gelen milliyetçilik akımına da yer verilmiş burada ifade edilen şey ise şu: Osmanlı’da hoşgörü içinde yaşayan ve çok çeşitli bir sürü etnik grup var dolayısıyla milliyetçilik akımının Osmanlı’da bu kadar yüksek hissedilmesi de gayet doğal. Bu milliyetçilik etkisi Osmanlı yöneticileri tarafından da daha güçlü bir Türk milliyetçiliği politikasına sebep olmuştur (etki ve tepki meselesi) İkinci olarak yazara göre Osmanlı son dönemlerinde Avrupa tarafından tamamen parçalanmayı bekleyen eski yaşlı ve yozlaşmış bir ülke değildi. Fakat yine de ben Quartaerin aksine Osmanlı’da yaşayan azınlıkların ve farklı etnik gruptan insanların çok da düzen ve hoşgörü içinde yaşadıklarını düsünmemekteyim. Fakat sonuç olarak kitap Avrupadan kopyala yapıştır yapmadan alınan modern reformları gerçekten iyi yansıtmış. Osmanlı İmparatorluğu yeni teknolojileri benimsemeye çalışmış yurtdışına öğrenci göndermiş eğitimler vermiş ve bürokrasiden orduya kadar reform ihtiyacını karşılamaya çalışmıştır. Kitap osmanlı’yı hayatta kalmak için çabalayan ve nefes alan bir toplum olarak ozetlemİş

Türkçe

Donald Quataert'in Osmanlı İmparatorluğu 0000-0000 isimli kitabı, Osmanlı Devletinin son zamanları (herkes tarafından ve çoğu tarihçi tarafından gerileme dönemi olarak adlandırılır) hakkında aslında bazı şeyler pek de kullanılıyor gibi olmadığını gösteren bir kitaptır.Çeyrek Osmanlı Devleti'nin gerileme diye adlandırıldığı dönemde bu kadar yavaş bir hastalık yaşamadığını gerileme dönemlerini çok geriden başlatmanın manasız olduğunu savunuyor. Bu kitap, siyasi ve askeri reformların da aslında imparatorluğun tarihinde ve kaderinde ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bize öğretilen çoğu zaman Osmanlı'nın geri kaldığı veTamamen bu yüzden yıkıma uğradığı, halbuki Osmanlı aynı zamanda özellikle de son anda çok fazla reform yapan (yer yer modern atılımları olan) bir İmparatorluktu. Kendini geliştirme ve iyileştirme açısından iyi bir imparatorluk. 00. yüzyıla göre Tanzimat Reformları, tamamen Avrupa'nın kendi kültürüyle oluşturulmuş ve doğrudan olduğu gibi alınan ve kopyalaılarak yapılan bir reform değil, aksine devleti merkezileştirmek vergileri daha kolektif ve düzenli toplayabilmek için önemli reformlardı. Yazarın dediğine göre (ki benim de bir iktisat öğrencisi olarak savunduğum düşünce bu) Osmanlının tamamen dış güçlere bağlı olarak -mesela Avrupa'nın baskıları gibi- çökmediğini söylüyor. Tabii ki kapütülasyonlar, dış borçlar, kalıcı dünya düzeni gibi dış güçler Osmanlı'yı ciddi bir zarara uğratmıştır ama aslında osmanlı'da gördüğümüz ve neşeli güçlü bir yapı var; yerel ekonomi. fazla kitapta Osmanlı'nın son dönemlerine yani 0000-0000lü yıllardan oluşan denk gelen milliyetçilik akımına da yer verilmiş burada ifade edilen şey ise şu: Osmanlı'da hoşgörü içinde yaşayan ve çok çeşitli bir sürü etnik grup var dolayısıyla milliyetçilik akımının Osmanlı'da bu kadar yüksek tıslanması de doğal. Bu milliyetçilik etkisi Osmanlı katkısı tarafından da daha güçlü bir Türk milliyetçiliği politikasına sebep olmuştur (etki ve tepki meselesi) İkinci olarak yazara göre Osmanlı sonuncusu Avrupa tarafından tamamen parçalanmayı bekleyen eski yaşlı ve yozlaşmış bir ülke değildi. Fakat yine de ben Quartaerin aksine Osmanlı'da yaşayan azınlıkların ve farklı etnik grupların insanların çok da düzeni ve hoşgörü içinde yaşadıklarını düşünmemekteyim. Ama sonuç olarak kitap Avrupa'dan kopyalanarak yapıştırılmadan alınan modern reformlar gerçekten iyi yansıtılmış. Osmanlı İmparatorluğu yeni teknolojileri benimsemeye başlayıp yurt dışına öğrenci göndermiş eğitimler vermiş ve bürokrasiden orduya kadar reform ihtiyacını karşılamaya çalışmıştır. Kitap osmanlı'yı hayatta kalmak için çabalayan ve nefes alan bir toplum olarak ozetlemİş

(5000 karakter kaldı)
İngilizce
Türkçe

İçindekiler

Son çeviriler

devamını göster›
ADS - REKLAMLAR