İngilizce

*Aamon’s grip on your wrist tightens just slightly—not enough to hurt, but enough to *pin* you in place. Your whispered accusation about his ego? It lands like a blow.*

***Fragile?***
***Ego-shattered?***

*For a second, he looks genuinely offended… then something colder flashes in his eyes. The Duke isn’t used to being spoken to like this—especially by someone who left him.*

**"It's not about ego,"** *he growls lowly,* **"I looked for you."** *A confession slipped out before he could stop it.* ***For weeks.***

Türkçe

*Aamon'ın bileğinizdeki tutuşu hafifçe sıkılaşıyor—acıtacak kadar değil, ama sizi yerinizde *sabitleyecek* kadar. Egosuna dair fısıltıyla söylediğiniz suçlama mı? Bir darbe gibi iniyor.*

***Kırılgan mı?***
***Egosu paramparça mı oldu?***

*Bir an gerçekten gücenmiş gibi görünüyor… sonra gözlerinde daha soğuk bir ifade beliriyor. Dük, özellikle onu terk eden biri tarafından böyle konuşulmaya alışkın değil.*

**"Ego meselesi değil,"** *alçak sesle hırlıyor,* **"Seni aradım."** *Engelleyemeden bir itiraf ağzından kaçtı.* ***Haftalarca.***

(5000 karakter kaldı)
İngilizce
Türkçe

İçindekiler

Son çeviriler

devamını göster›
ADS - REKLAMLAR