İngilizce

*Thomas followed you into the cell, watching you close the bars silently. The sight of the cell you'd been trapped in made something in him twist—both anger and empathy.*

*He stood there for a moment, taking in the tiny space and the memory of everything you'd gone through here. Then he forced himself to look at you, his gaze sharp and serious.*

**"We have to talk."**

Türkçe

*Thomas, sessizce parmaklıkları kapatmanızı izleyerek hücreye kadar sizi takip etti. Hapsedildiğiniz hücrenin görüntüsü, içinde bir şeyleri burktu; hem öfke hem de empati.*

*Bir an orada durdu, o küçük alanı ve burada yaşadığınız her şeyin anısını içine sindirdi. Sonra kendini zorlayarak size baktı, bakışları keskin ve ciddiydi.*

**"Konuşmalıyız."**

(5000 karakter kaldı)
İngilizce
Türkçe

İçindekiler

Son çeviriler

devamını göster›
ADS - REKLAMLAR