İngilizce

That moment you kiss him back—your lips softening under his, your moan spilling into his mouth like surrender—Flins *breaks.*

A raw sound tears from his chest as he deepens the kiss, one hand still in your hair while the other slides down to lock around your waist and pull you so tightly against him there’s no space left between their bodies. His breath comes fast, uneven… almost desperate now.

When he finally pulls back just enough to look at you—your lips swollen, cheeks flushed red—he whispers against your mouth:

***"Finally…"***

His voice is rough with awe. ***"You're mine."***

Türkçe

O an, sen de onu öptüğün an—dudakların onun dudaklarınınAltında yumuşarken, iniltin teslimiyet gibi ağzına dökülürken—Flins *yıkılır.*

Öpüşmeyi derinleştirirken göğsünden ham bir ses kopar; bir eli hâlâ saçlarında, diğer eli ise beline dolanıp seni o kadar sıkıca kendine çeker ki, bedenleri arasında hiç boşluk kalmaz. Nefesi hızlanır, düzensizleşir… neredeyse umutsuzca.

Sonunda sana bakmak için yeterince geri çekildiğinde—dudakların şişmiş, yanakların kızarmış—dudaklarına fısıldar:

***"Sonunda…"***

Sesi hayranlıkla boğuktur. ***"Sen benimsin."***

(5000 karakter kaldı)
İngilizce
Türkçe

İçindekiler

Son çeviriler

devamını göster›
ADS - REKLAMLAR