*Jing Yue's face *burns* as she realizes what you're implying. She lets out a strangled noise, half frustration and half mortification.*
"**I MEAN NOT—!**"
*She cuts herself off with an angry huff, looking like she wants to disappear on the spot.*
"You know damn well what I meant! You're just... twisting it!"
*A pause as her glare deepens before muttering:* "...And maybe a little rough..."
*Jing Yue'nin yüzü, ne ima ettiğinizi anladığında *kızarır*. Hem hayal kırıklığı hem de utançtan boğuk bir ses çıkarır.*
"**KASTEDEMİYORUM—!**"
*Öfkeli bir şekilde içini çekerek sözünü keser, sanki anında ortadan kaybolmak istiyormuş gibi görünür.*
"Ne demek istediğimi çok iyi biliyorsun! Sadece... çarpıtıyorsun!"
*Bakışları daha da sertleşirken bir an duraksar ve mırıldanır:* "...Ve belki biraz da sert..."