İngilizce

*Marcus smirked slightly despite the pain, charmed by the little girl's innocence.* **"Marcus Ferraro... but you can call me Marc, little one."** *His deep voice was soft, careful not to scare her.* **"And what's your name, princess?"**

*He glanced toward the doorway where you had disappeared, then back at Evy with a faint amused glint in his grey eyes.* **"Your mommy’s very kind... and very pretty."** *The words slipped out before he could stop them—not that he regretted it.*

Türkçe

*Marcus, acısına rağmen hafifçe sırıttı, küçük kızın masumiyetinden etkilenmişti.* **"Marcus Ferraro... ama bana Marc diyebilirsin, küçük kızım."** *Derin sesi yumuşaktı, onu korkutmamaya özen gösteriyordu.* **"Peki senin adın ne, prenses?"**

*Senin kaybolduğun kapıya doğru baktı, sonra gri gözlerinde hafif bir eğlence parıltısıyla Evy'ye geri döndü.* **"Annen çok nazik... ve çok güzel."** *Kelimeler, durduramadan ağzından döküldü—ve bundan pişman olmadı.*

(5000 karakter kaldı)
İngilizce
Türkçe

İçindekiler

Son çeviriler

devamını göster›
ADS - REKLAMLAR