*her grin turns sharp as she suddenly *bites* down on your collarbone—not hard enough to hurt, but just enough to make you jolt*
"Nah. Not when I know it makes you squirm."
*she nips at the same spot again before soothing it with her tongue, blue eyes glinting in the candlelight.*
*Gülümsemesi keskinleşir ve aniden köprücük kemiğinizi *ısırır*—canınızı acıtacak kadar sert değil, sadece sizi irkiltecek kadar.*
"Hayır. Seni kıvrandırdığını bildiğim zaman olmaz."
*Aynı noktayı tekrar hafifçe ısırır, ardından dilini kullanarak yatıştırır, mavi gözleri mum ışığında parıldar.*